Yalancının mumu..

Posted by Unknown , under , | 0 yorum

Tim Roth'un harika bir resmi

 Yeni bi takıntımızdan bahsetmek istiyorum. Amerikan televizyonlarında şu an revaçta olan dizilerden biri bu. Adı Lie To Me. Dizinin kahramanları bi yalan uzmanıyla bi de haliyle bi yalancı. Tabii bu en baside indirgenmiş hali.


 Dizimizin kahramanı Rezervuar Köpeklerinin Mr.Orange'ı, ya da The Incredible Hulk'un kötü devi Tim Roth. Tabii Tim Burton şaheseri Planet of The Apes'teki komutan Thade'i de unutmamak lazım.

Diğer oyuncular çok tanınmış değil. Zaten Dizinin lokomotifi de yer yer çok itici olabilen ama kendi adıma beni diziye daha da bağlayan Dr. Cal Lightman yani Tim Roth.



                     Şimdi gelelim SPOILER faslına:)
 Kahramanımız şu ara çok moda anti-hero özelliklerle donatılmış eski bi MI-5 ajanı. Hayatının önceki evresinde hırsızlık uyuşturucu dolandırıcılık gibi marifetler var. Annesinin tüm psikologları sağlıklı olduğunua inandırıp akıl hastanesinden taburcu olmasının ertesi günü intihar etmesi onun için bi dönüm noktası olmuş ve kendini micro-expressions yani yüzümüzdeki kaslarımızın duygularımıza karşı verdiği tepkileri incelemeye adamış. Haliyle de bu hırsla bu konuda ciddi bir otorite olmuş. FBI la ve yerel polisle danışmanlık anlaşması var ve neredeyse dokunulmaz. Her yere istediği gibi girip herkesin sinirini bozmak konusunda da bu gücü  ziyadesiyle kullanmakta. 
 Diğer karakterlerden biri Dr. Gillian Foster. Eski Pentagon psikologu ve Cal Lightman'la burada görev yaptığı zamanlarda danışmanlık verirken tanışıp sonrasında ortak olarak The Lightman Group adlı şirketi kurmuşlar. Her ne kadar dizi bize birebir vermese de aralarındaki çekim gözden kaçmıyor. Bu arada Dr. eski karısıyla da kaçamaklar yapmaktan kendini alıkoyamıyor.Eski karısı demişken, dizini birçok bölümünde gördüğümüz, dizinin geçtiği Washington D.C. de rağbet gören ünlü bir savunma avukatı. İşi her düştüğünde Dr.a gelmekten sakınmıyor ve bir çok davayı onun hırsı sayesinde çözüyor. Ofisteki iki çaylağıda unutmamak lazım. Biri Dr.un "natural" dediği, kendisinin çözmek için 20 yılını harcadığı konuda doğuştan bir yeteneğe sahip olan Ria Torres, diğeri de epeydir yanında çalışan ama hala bir satjyermiş gibi davrandığı Eli Loker.
 Dizide sevdiği kadının onunla parası için mi beraber olduğunu öğrenmek isteyen paranoyak sevgiliden, masum olduğunu kanıtlamaya çaılşan komplo kurbanı politikacılara ya da hafıza kaybı yaşayan Amerikan askerlerine kadar bir çok hikaye var ve kurguları da çok özenli. Özellikle de yalan söylediğini kanıtladığı birinin yüz ifadesinin, ünlü kişilerin yüzleriyle eşlediği sahneler harika. Tabi bunlar arasında Amerikan Başkanları en popüler göndermeler olarak ilk sırada, sonra O.J. Simpson ve diğer medyatik yalancılar geliyor. Böyle bi dizi bu göndermelerle Türkiyede çekilse RTÜK kaç telefon alır, Başbakan ve kabinesi kaç dava açardı. Merak ettim.....

Persin Prensi verdi herkese dersi:)

Posted by Unknown , under | 0 yorum
  Bir çocukluk anımız daha artık beyazperdede. Commodore 64 le başladı hayatına, Amigayla devam etti. Playstation bir devrimdi, artık çevikliği sınır tanımıyodu. Asil bi ailenin gururlu, kıvrak ve atik bi üyesiydi. Atlar, zıplar, maceradan maceraya koşardı. Prince of Persia'dan bahsediyorum. "Cheat" lerin, "patch" lerin olmadığı dönemlerde Mario&Luigi biraderlerle en iyi oyun arkadaşımızdı.Artık o da diğerleri gibi video koleksiyonumuzda da yerini ayırttı.
          Şimdiye kadar bilgisayar ya da comic uyarlamalarını hep kötü bulmuşumdur. Ya aslına sadık kalmadıkları için ya da her hikayenin kendi dinamikleri içinde doğal sayılabilecek olayları saçma bi şekilde abarttıkları için. Bu alanda en beğendiğim film IRON MAN olsa da serinin devam filminden -daha izlemediğim için- pek umutlu değilim.

     Sinemada filmi izlemeden önce her ne kadar önyargılı olsam da, hepsi boşa çıktı. Emrah bakışlı caanım prens Destan hariç.. İlk başta Jackie Gylenhall nam-ı diğer Destan filme para yatırdığı için haliyle başrolde de kendisi oynuyo diye düşündüm ama fena halde yanılmışım. Küçük Jackie bu emeklerinin karşılığında 8 milyon $'cık, vücudunu istenen kaslı görüntüyoe kavuşturduğu için de bonus olarak 2 milyon $'cık daha almış. Ezik prens Destan damdan dama uçuyo, e ben de uçarım 10 milyona hem de bana TL de olur:) hehe

     Bu filmde de Hollywood Amerikaya giydirmekten kendini alamamış. Giydirirken de yüceltmiş. Bu ne perhiz ne lahana turşusu dedirtecek cinsten yani. Harika Pers İmparatorluğu ki burada U.S.A olmaktadır, harika ve çok adil bir şekilde ülkesini yönetmekle kalmıyo komşularıyla ve müttefikleriyle de uyumlu bir ilişki içinde.. Savaş açtıkları ülkeye de kendilerine  karşı kullanmak için silah üretiyor bahanesiyle saldırıyorlar. Tanıdık geldi mi... Halbuki 300 Spartalıda bu sefer Amerika Spartayken doğulu adi düşmanları Perslilerdi.

   Kıssadan hisse; fala inanma falsız da kalma..(Teşbihde hata olmazmış:)

Kutlu Doğum Haftası

Posted by tugce , under | 0 yorum
Sevgili Blog,
Naber? Biz iyiyiz nolsun.. Bugün günlerden Gökay'ın doğumgünü =) Kutlu olsun. Sanmayın ki benimki de çok uzaktı, hayır, sadece ve sadece 2 gün önceydi. Bugün biz boş işler ofisimizin toplantısını herhalde bir daha tekrarlanmayacak lezzetsizlikte bir brunch ile açtık. Ardından bugüne yakışır bir üretkenlikle, hemen kameramıza bir kaset almaya karar verdik ki videolardan bir demet oluşturabilelim. Bunu da eyleme geçirdik, hayırlı olsun. Şimdi ise, seninle görüşmek ve sevgili Gökay'ın doğumgününü kutlamak vesilesiyle naçizane komşumuz Coco ile biralarımızı içtik, bekliyoruz. Başka bir boş işte görüşmek dileğiyle, öptüm.

günlerden bi gün

Posted by tugce , under | 1 yorum
hey hey you you